İSTANBUL VE HEMŞEHRİ STK’LARI: KENTLEŞME VE TOPLUMSAL UYUM İÇİN İKİ MODEL ÖNERİSİ

Metin Toprak –

Ülkemizde özellikle göç alan büyük veya küçük şehirlerde en yaygın örgütlenmeye sahip sivil toplum kuruluş türü olan hemşehri STK’larına yönelik olarak İstanbul özelinde 2020 yılında gerçekleştirdiğimiz bir proje1 ve proje çıktıları üzerine bazı tespit ve yorumlarda bulunmak için bu yazı kaleme alınmıştır.

Devletin sivil topluma bakışı ve sivil toplum düzenlemeleri

Türkiye’de sivil toplumla ilgili düzenleme ve istatistiklerin bulunduğu sayfanın adresi ironik bir şekilde “gov.tr” uzantısını içermektedir (www.siviltoplum.gov.tr). Hatırlanırsa, bir ara “Milli Güvenlik Kurulunun sivil kanadı” diye bir tabir vardı, Hükûmeti kastetmek üzere kullanılırdı! Bu bakış açısına göre hükûmet en büyük sivil toplum örgütü olarak görülüyor! Türkiye’nin tarihsel ve kültürel mayasının bu nitelemede etkili olduğunu düşünürsek, benzetmemizi biraz da latife olarak almak gerekir.

İstanbul metropolü üzerinden sivil toplum örgütlenme performansının düşük olduğunu önden söylemenin bir mahzuru olmasa gerek. Türkiye’de sivil toplum kuruluşları ile ilgili çalışmaların önemli bir kısmı, STK faaliyetlerinin toplumun çok sınırlı bir kesimine hitap ettiği ve ulaştığı bulgusunu paylaşıyor. Bu vurgu özellikle AB destekli projelerin bulgularında bariz şekilde öne çıkıyor. İstanbul özelinde uyguladığımız proje bulgularının Türkiye’ye teşmil edilebileceği kanısındayız. İstanbul Türkiye’nin en gelişmiş metropolü ve en fazla göç almış ili. Türkiye ekonomisinin lokomotifi, İstanbul ile yüksek organik bağlantısı olan Kocaeli’nin de içinde yer aldığı en gelişmiş ekosistemi İstanbul bölgesidir. İstanbul’da 2021 Mart sonu itibariyle dernek statüsündeki STK sayısı 25.166’dır. Bunun 7.800 civarındaki kısmı (%31) hemşehri derneğidir. Hemşehri vakıflarının sayısı ise düşüktür.

İstanbul hemşehri STK’ları üzerine alan araştırması

İstanbul’daki hemşehri STK’ları üzerine 2020 yılı sonunda tamamladığımız TÜBİTAK destekli bir projenin alan araştırması kapsamına, İstanbul’a en çok göç vermiş 9 il ve coğrafi temsil için Güneydoğudan iki il alındı. İstanbul’a görece çok düşük oranda göç verdikleri için Akdeniz ve Ege bölgeleri araştırmaya dâhil edilmedi.

1.561’i hemşehri STK üyesi ve bunların içinde 506’sı yönetim kurulu üyesi olan toplam 1.742 kişi ile görüşmeler yapıldı. Görüşme yapılan 181 kişi herhangi bir STK’ya üye olmayıp kontrol grubunu oluşturmaktadır. Görüşme yapılan üyelerin üye oldukları hemşehri STK sayısı 438’dir. Yüz yüze görüşmenin yanı sıra korona salgınından dolayı internet üzerinden ve telefonla da görüşmeler yapıldı. Hemşehri STK’ları içinde vakıf sayısı sınırlı olduğu için ayrıca vakıf üyelerinin önemli bir kısmının aynı zamanda dernek üyesi olması nedeniyle, hemşehri STK’larının tamamı için dernek sözcüğünü kullanmayı tercih ediyoruz.

İstanbul’daki hemşehri derneklerinde kayıtlara göre en fazla sayı sırasıyla köy, ilçe ve il derneklerine aittir. Araştırmamızda da sıralama böyle. Araştırmada iki soruya cevap arandı. İlk soru ile afet ve acil durumlara müdahalede hemşehri STK’larındaki kapasite düzeyini; ikinci soru ile de kentsel entegrasyon ve toplumsal uyum düzeyi bakımından hemşehri STK’larının potansiyelini ve bakış açısını tespit etmek amaçlandı.

Alan araştırması ile elde edilen bulgular burada kısaca özetlenmektedir. Bu şekilde, yapılacak yorumların dayandığı olgusal gerçeklikle ilişkisinin daha sağlıklı kurulacağı düşünülmektedir.

Hemşehri STK’ları: Üyelik sayısı, cinsiyet, eğitim, meslek ve memleketi ziyaret

Hemşehri STK üyelerinin %71,9’u sadece bir STK üyesi iken, iki STK üyeliği olanlar %19,5, üç STK üyeliği olanlar %6,9 ve 4 veya daha fazla STK üyeliği olanlar %1,7 oranındadır. Aynı yerleşim yerine ait birden fazla STK ve federasyon ve konfederasyon gibi üst kuruluş üyelikleri düşünüldüğünde, dikey hiyerarşik üyeliklerden dolayı birden fazla STK üyeliğinin daha da düşük oranda olduğu tahmin edilebilir.

Alan araştırmasına katılan STK üyelerinin %88’i erkek, %12’si kadındır. Türkiye genelinde dernek üyeliğinde kadın oranı %15 civarındadır. Ağırlıklı kısmı dernek statüsünde olan hemşehri STK’larında Türkiye geneli için bu oranın daha düşük olduğu söylenebilir. Üyelerin yaş dağılımında gençlerin görece düşük oranda temsil edildikleri, yoğunluğun 50 yaş ve üstünde olduğu görülmektedir. Eğitim düzeyi bakımından üyeler ortaokul ve altı eğitimlerde yoğunlaşmaktadır. Üyelerin meslek yapıları da eğitimleriyle paralel bir dağılım göstermektedir. Esnaf, işçi, yevmiyeli işçi, emekli ve zanaatkârlar sırasıyla üyeler arasında en yoğun meslekleri oluşturmaktadır.

Hemşehri STK üyelerinin memleketlerini ziyaret sıklıklarında yılda bir kez ziyaret %45,8 iken, yılda iki kez ziyaret %9,5 oranındadır. Üyelerden memleketine hiç gitmeyenlerin oranı ise %15’tir. Memleket ziyaret nedenleri arasında gayrimenkullerle ilgilenme, akraba-eş-dost ziyaretleri ve tatil ilk sırada gelmektedir.

Hemşehri STK’larında iletişim kanalları ve bilişim teknolojileri kullanımı

Araştırma kapsamındaki illerle ilişkili olarak kurulmuş hemşehri STK’larında, internet sitesi olanların siteleri incelenmiştir. Değerlendirme, kuruluşa ilişkin tanıtıcı bilgiler ve faaliyetleri, dijitalleşme ve iletişim yeterliği, insan kaynağı ve fiziki-mali altyapı yeterliği ile afet ve acil durum müdahale kapasitesi konularında yapılmıştır. STK’ları değerlendirme kategorilerine ilişkin bilgilerin önemli bir kısmı internet sitelerinde bulunmamaktadır. İletişimde cep telefonu üzerinden sesli, görüntülü ve metinli iletişime imkân veren uygulamaların yaygınlaşması ve sosyal medya üzerinden iletişim ve haberleşmenin artması, internet sitesi üzerinden iletişimleri önemli ölçüde azaltmıştır. İnternet sitesi açmanın STK’lar için zorunlu olmadığı dikkate alındığında, internet sitesinde yer alan bilgiler çerçevesinde STK değerlendirmesi yapmanın, STK’ların tanıtıcı bilgi, iletişim, insan kaynağı ve fiziki-mali yapı bakımından eksik değerlendirilmesine yol açacağı söylenebilir. Ancak internet sitesinin yeterliği, kurumsallaşma, faaliyetlerin sistematik duyurulması, şeffaflık, hesap verebilirlik ve internet sitesi ziyaretlerinde bilgilenme bakımından önemli bir gösterge olduğu kaydedilmelidir.

Alan araştırması kapsamı: Yönetim, faaliyetler, işbirlikleri, kentleşme-uyum, afet müdahale kapasitesi ve beklentiler

Alan araştırmasında STK’nın hedef kitlesi, yönetimin kompozisyonu, işbirliği yapılan kurumlar, faaliyet türleri, hedef kitlelere göre yapılması istenen faaliyetler, kuruluşun başlıca faaliyetleri ve işlevleri, STK’nın kaynak türleri ve yeterliği, hemşehri sorunları itibarıyla STK’nın katkı verme durumu, afet ve acil durumlarda müdahale kapasitesi ve mevcut faaliyetleri, hemşehrilere yönelik kişisel gelişim, kapasite geliştirme, uyum ve entegrasyon faaliyetlerine yönelik değerlendirme ile ikamet edilen bina ve sokaktaki komşuluk ilişkilerini tespite yönelik sorular sorulmuştur.

Araştırma bulguları

  1. Hemşehri STK’larının afet ve acil durumlarla ilgili müdahale kapasiteleri çok düşük düzeydedir. Covid-19 salgınında resmî kurumların bilgilendirme linklerinin paylaşımı dışında az sayıda faaliyetleri bulunmaktadır. Afet ve acil durumlara müdahalede, hemşehri STK’larının yerel ve merkezî yönetimlerle işbirlikleri ve çözüm ortaklıkları çok düşük düzeydedir.
  2. Hemşehri STK üyelerinin ikamet ettikleri binada/sitede komşuluk ilişkileri söz konusudur (%77). Üyelerin yüksek bir oranı (%82) ikamet edilen sokakta veya mahallede komşuluk ilişkilerinin gerekli olduğunu düşünmektedir.
  3. Hemşehri STK’ları faaliyetlerinin duyurulmasında, kuruluşun internet sayfası (%26), facebook sayfası (%45), instagram sayfası (%27), twitter hesabı (%46), WhatsApp (%71) ve SMS (%60) mecraları farklı yoğunluklarda kullanılmaktadır.
  4. Hemşehri STK’ları yönetiminde kadın üyeler ve 30 yaş ve altı üyeler düşük orandadır (her ikisi de %9 civarında).
  5. Hemşehri STK’larında ihtiyaç sahibi güncel hemşehri listesi (%39), engelli hemşehri listesi (%34), bakıma muhtaç yaşlı hemşehri listesi (%21), ihtiyaç sahibi güncel öğrenci listesi (%21) ve cenaze sahibi için yardım fonu (%26) bulunmaktadır.
  6. Hemşehri STK’larının kaymakamlık (SYDV) (%19), muhtarlık (%18), belediye (%21), AFAD (%3), müftülük (%4), İstanbul’daki diğer STK’lar (%12), memleketteki STK’lar (%9) ve memleketteki resmî kurumlar (%11) ile ilişkileri söz konusudur.
  7. Üyelerin aidat dışında STK’ya parasal ödeme yapma oranları düşüktür (%14).
  8. STK amacını gerçekleştirmede yönetim kurulunun yeterli görülme oranı %49’dur. Bu oran köyden, ilçe ve ile doğru gittikçe düşmektedir.
  9. Hemşehri STK’larında en fazla dikkat çeken eksiklikler yönetim kurulunun yetersiz eğitim düzeyi (%29), proje kapasitesinin düşüklüğü (%26), kuruluş genel kapasitesinin düşüklüğü (%20), mali kaynak yetersizliği (%18) ve gayret eksikliği (%7) olarak sıralanmaktadır.
  10. Hemşehri STK’larını ziyaret nedenleri hemşehrilerle vakit geçirme (%25), gidecek alternatif olmaması (%22), kâğıt, tenis, okey vb. oyunlar oynama (%19), faaliyetlere destek olma (%16), gazete-dergi okuma, internete girme (%11) ve iş arama (%8) olarak sıralanmaktadır.
  11. STK’ların, beklentilerini orta ve yüksek düzeyde karşıladığını belirtenler yüksek bir orandadır (%62).
  12. Hemşehri STK’larının yardıma muhtaç çeşitli hemşehri gruplarına yönelik faaliyet göstermesini destekleyenlerin oranı farklılık göstermektedir. Buna göre, çocuklar ve gençler (%61), öğrenciler (%33), çalışan kadınlar (%18), ev hanımları (%10), emekliler (%72), yaşlılar (%15), engelliler (%25), kimsesiz hemşehriler (%30), yoksul hemşehriler (%69), hemşehri işsizler (%59), afet ve acil durumlar (%52) konularında hemşehri STK’larının faaliyet göstermesine olumlu bakılmaktadır.

Alan araştırması ve odak grup görüşmeleri, STK internet sitelerinin değerlendirilmesi ve literatür değerlendirmesinden çıkardığımız sonuca göre, hemşehri STK’larının hemşehri gruplarının sorunlarını çözme ve afet ve acil durumlarda aktif rol alma kapasiteleri çok düşüktür. Toplumsal hayatın olağan seyrettiği durumlarda, hemşehri STK’larının sosyal koruma kalkanı içinde sınırlı bir rolü söz konusu olup, sosyal ağ potansiyeli yüksek olmakla birlikte müdahale kapasiteleri yetersizdir. Sosyal koruma kalkanı çerçevesinde kamu, özel ve üçüncü sektör işbirliğine ilişkin yönetişim modelinin geliştirilmesi ihtiyacı tespit edilmiştir.

Proje çıktıları: AFAD Modeli ve Belediye Modeli

İstanbul Hemşehri STK’ları Projesi sonucunda iki model (Belediye Modeli ve AFAD Modeli) geliştirilmiştir. Bu modeller iki konsepte (ilişkisel devlet ve sosyal girişim) dayandırılmıştır. İlişkisel devlet kavramının eko-politik içerimleri, sosyal girişim kavramının ise sosyo-ekonomik içerimleri güçlüdür. Her iki model “sürdürülebilir sosyal ağ” anlayışıyla kurgulandı.

İlki projenin doğrudan amaçladığı afet ve acil durumlara müdahalede sivil toplum kapasitesinin geliştirilmesini öngören modeldir. Bu model AFAD Modeli olarak adlandırıldı. Bu modelde, afet ve acil durumlarda ulusal düzenleyici ve icracı kurum Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının bu rolü vurgulanarak, modeldeki diğer çözüm ortağı paydaşlar, belediye, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri, kent konseyi, Kızılay, üniversite, özel sektör kuruluşları, gönüllüler, proje yürütücüsü STK ve proje alanıyla ilgili diğer STK’lardır. Modelde Afet ve Acil durum istişare ve yönlendirme kurulu ile icra komitesi öngörülmekte, sekretarya ve koordinasyon hizmetlerinin AFAD ilçe merkezi2 üzerinden yürütülmesi önerilmektedir. Bunun için Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin mevzuat altyapısı bakımından gerekli olacağı düşünülmektedir. Hâlihazırda, “Büyükşehir belediyesi bulunan illerde büyükşehir belediyesinin gerçekleşen en son yıl bütçe giderinin en az binde biri oranında ve diğer illerde ise il özel idaresinin gerçekleşen en son yıl bütçe giderinin en az yüzde biri oranında bu idarelerce, Başkanlıkça uygun görülen afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetler kapsamındaki yatırım projeleri için harcama yapılır” (5902 sayılı AFAD Kanunu, Ek Madde-1(5)). Bu bütçenin AFAD modeli için başlıca kaynak olabileceği öngörülmektedir.

Proje kapsamında geliştirilen ikinci model Belediye Modeli olarak adlandırıldı. Bu model, vatandaşla en çok yüz yüze olan, hesap verebilirliği, şeffaflığı ve hizmet yeterliği doğrudan ölçülebilen belediyeyi odak olarak almaktadır. Bu modelde, ana tema kentsel entegrasyon ve toplumsal uyumdur. Özellikle, kenar semtlerde yaşayıp da İstanbul’u kültürü, sanatı, doğası ve tarihiyle fazlaca hissetmeden ayrışık yaşayanları hedef alan bu model, İstanbul’u yaşayarak toplumsal barışa katılımı özendirmeyi ve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Modelin sosyal tarafları, merkezinde belediye olmak üzere toplumun farklı kesimlerine yönelik organize faaliyetleri bulunan araştırma, eğitim, gençlik ve spor kuruluşları, yardım kuruluşları, özel sektör kuruluşları, STK’lar, kent konseyi ve gönüllülerdir. Sosyal, siyasal, politik, kişisel gelişim ve örgütlenme kapasitesini artırmayı amaçlayan STK’ların şeffaf ve hesap verebilir şekilde çalışabilmeleri, aynı zamanda kamu otoritesinin yürütülen faaliyetlere ve yürütücü kuruluşlara karşı olası kuşkularını asgariye indirmek için merkezî yönetim organları modelde (gözlemci) olarak yer almaktadır. Böylece devletin STK faaliyetlerini paydaş olarak doğrudan izleme ve raporlaması daha şeffaf olarak gerçekleşecektir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Belediye Modelinin etkili işlemesinde gerekli ve yeterli olduğu düşünülmektedir. Özellikle hükûmet ve belediyelerin farklı siyasi partilerde olması durumunda, modelin paydaşlarının mevzuat dayanağı bulunan tanımlı bir çerçevede faaliyetleri için bu düzenleme gerekli olacaktır.

Halihazırda, her iki modelin uygulamaya konmasında mevzuat engeli olmadığı düşünülmekle birlikte, merkezi yönetim ve yerel yönetim düzeyindeki işbirliği gereği, özel sektör, üniversite ve STK’ların katılımı, gönüllülük ilişkisiyle etkili şekilde uygulanabilir olduğu konusunda hayli kuşkuluyum. Çünkü, kendi dinamiği içinde, ancak bugünkü performans düzeyi yakalanabilmektedir. Dolayısıyla, her iki modeldeki odak kurumlar öncülüğünde ve yönlendirmesinde kapasite artışının arzulanır boyut ve ölçekte gerçekleşebileceği öngörülmektedir. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin farklı siyasi yapılanmalara mensup olsalar da modellerdeki bileşenlerin yasal dayanağa sahip olarak güven içinde işbirliği yapmalarını mümkün kılacağı düşünülmektedir.


Model 1: Uyum, Entegrasyon ve Kültürel Aktarımda Sivil Toplumun Aktif Rol Alması: (Belediye Modeli)
Model 2: Afet ve Acil Durumlarda Sivil Toplumun Aktif Rol Alması (AFAD Modeli)

Modellerin dayandığı iki konsept: ilişkisel devlet ve sosyal girişim

İlişkisel devlet yaklaşımı

İlişkisel devlet, belirli politika alanlarında sivil toplumu ve ticari kuruluşları dâhil etmek için rekabetçi veya işbirliğine dayalı düzenlemeler çerçevesinde, toplumun kendi sorumluluğuna ilişkin farkındalığını artırarak, sosyal öz düzenlemeyi teşvik ederek, farklı sosyal aktörler arasında aracılık, stratejik yön verme vb. yöntemleri kullanarak mümkün olan en yüksek sinerjiyi sağlamaya çalışır. Bu yapıda faaliyetlerin ilişkisel doğası, kamusal değer yaratma sürecinin temel niteliği haline gelir. İlişkisel devlet, kamu sektörünün kapasitesi, özel sektörün dinamizmi ve kaynakları ile sivil toplum imkânlarını en yüksek sinerjiyi oluşturacak şekilde yönlendirir. Ancak, bu yeni yaklaşım, daha karmaşık bir işletim modeli öngördüğü için, ilişkilerin saydam ve hesap verebilir olması kritik öneme sahiptir. Bir başka deyişle paydaş katılımlı kamu hizmet sunumunun başarısı, işletim modelinin demokratik kurgusuyla yakından ilişkilidir.

Devletin tarihsel süreçteki yapısal ve fonksiyonel dönüşümü, kamu hizmetlerinin üretim ve sunum yöntemlerini de etkilemektedir. Toplumun talep ve beklentilerinin sürekli artması karşısında sınırlı kaynaklarla etkili hizmet sunumunun güçleşmesi, alternatif modellerin geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Kamu sektörünün sahip olduğu güç ve kapasite, özel sektörün sahip olduğu dinamizm ve kaynaklar ile sivil toplum imkânlarının en yüksek sinerjiyi oluşturacak şekilde yönlendirilerek kamu hizmetlerinin daha yüksek miktar, hız, kalite ve etkinlikte sunulması hedeflenmektedir. İlişkisel devlet, üretim ve arz yönünden öne çıkmaktadır. Paylaşım ekonomisi, dayanışmacı tüketim, esnek ekonomi gibi farklı varyant ve iz düşüm alanlarını ifade eden kavramların ilişkisel devlet konseptini de kapsadığı söylenebilir.

Sosyal girişim yaklaşımı

Sosyal girişim, işletmelerde değişim mühendisliği, inovasyon, yeni iş modelleri, iş süreçlerinin reforme edilmesi, iş dünyasında gerekli yeni beceriler ve yetkinlikler gibi olgulardan önemli ölçüde esinlenmiştir. Kamu ve özel kesimlerde meydana gelen yenilik fikir ve uygulamalarının sivil topluma uyarlanması kendisini sosyal girişim olarak göstermektedir. Sosyal girişim yaklaşımı “toplumsal sorunlara ticari çözümler” mottosuyla takdim edilmektedir. Sosyal girişim, STK’dan girişimcilik temelli ticari faaliyet içinde olma yönüyle ayrışır. Bu yaklaşımın temelinde, ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirliği sağlamak ve günümüz koşullarında yetersiz kalan ve sistemik niteliği bulunmayan bağış, yardım, sadaka gibi uygulamaların daha sistemik ve sürdürülebilir bir çerçevede sunulmasına olan ihtiyaç yatmaktadır (sosyal girişimci örnekleri: Muhammad Yunus: mikro kredi; Kailash Satyarthi: Çocuklar için eğitim ve çocuk işçi olmayan işyeri; Jimmy Wales: Wikipedia; Aziz Akgül: mikro kredi). Devletin, özel sektörün ve üçüncü sektörün başarısız olduğu durumlar dikkate alınarak işbirlikçi bir model geliştirilmesi, sivil toplum performansı bakımından kritik önemde görülmektedir. Devletin ve özel sektörün öncelikleri ve ana ilgi alanlarının dışında kalan toplumsal sorunlara ancak sivil toplum inisiyatifleri (STK’lar) yoluyla etkin ve hızlı çözüm bulunabileceği öngörülmektedir.

İstanbul metropolünde en yaygın sivil toplum örgütlenmesi olan hemşehri STK’larının bu gidişatla uyumlu olarak kapasitelerini güçlendirmeleri ve toplumsal sorunların çözümünde daha kalıcı ve işbirlikçi bir ekosistemin parçası haline gelmeleri önemli bir açılım olacaktır.

Metin Toprak
+ diğer makaleler

1966 Ardahan doğumlu. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümünden 1987 yılında mezun oldu. Yüksek lisansı ve doktorasını da bu Üniversitede yaptı. Kırıkkale, Eskişehir Osmangazi, Uluslararası Saraybosna, Türk Hava Kurumu ve İstanbul Üniversitelerinde öğretim üyesi ve yönetici olarak görev aldı. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunda uzman yardımcısı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunda Başkan Yardımcısı, Rekabet Kurumunda İkinci Başkan ve ÖSYM’de Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Finansal sistem ve ekonomik kalkınma, sosyal politika, yoksulluk ve yükseköğrenim sisteminin reformasyonu başlıca ilgi alanlarıdır.


  1. Alan araştırması, TÜBİTAK 1001 Projesi kapsamında yapılmıştır. Proje araştırma grubu: Metin Toprak, Ömer Demir, Mehmet Emin Köktaş, Gazi Alataş, Yüksel Bayraktar, Suna Muğan Ertuğral ve Hakan Dulkadiroğlu.

  2. 2021 yılı Şubat ayından itibaren AFAD, İstanbul’da yaygın bir örgütlenmeye giderek bütün ilçelerinde birimler kurmaya başlamıştır.