KAZAKİSTAN OLAYLARI ve MÜŞTEREK GÜVENLİK ANLAŞMASI TEŞKİLATININ ÜLKEYE MÜDAHALESİ HAKKINDA BAZI NOTLAR*

Ümit Yardım –

*Bu yazı 8 Ocak 2022 tarihinde yazılmıştır. Bu nedenle değerlendirmeler de bu tarih itibarıyladır.

I.

Türkiye’nin tarih, kültür, kimlik, dil vb. itibarıyla kardeş ülkelerinden ve bugünün Orta Asya’daki stratejik ortağı Kazakistan’da son günlerde şiddet olayları yaşanmaktadır. Gelinen son aşamada Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in daveti üzerine olaylara müdahale etmek üzere Müşterek Güvenlik Anlaşması Teşkilatı (MGAT) güçleri ülkeye girmişlerdir.[1] 30. bağımsızlık yıldönümünü daha geçen hafta kutlayan bu ülkeye MGAT gücünün girişiyle birlikte Türkiye’de geniş kesimlerin ilgi ve kaygıları Kazakistan üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Bütün bu kaygılarda Kazakistan’ın egemenlik ve bağımsızlığının korunmasının önemi, Rus tarafının bu gelişmelerdeki konumuna dair endişeler etkili olmaktadır.

SSCB’den ayrılışının ve bağımsızlığının 30. yıldönümünü 2021’de kutlayan Kazakistan, bilindiği üzere o tarihten bugüne (eski Cumhurbaşkanı) Nursultan Nazarbayev, ailesi ve bağlı klanların etkili olduğu bir sistemle yönetilmektedir. Nazarbayev, aynı zamanda SSCB dönemi üst düzey yöneticisi idi. (Kazak Komünist Partisi I. Sekreteri) Nazarbayev, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerisiyle 2019’dan bugüne Türk Konseyi/Türk Devletleri Teşkilatının da Onursal Başkanıdır.

Nazarbayev 2019’da Cumhurbaşkanlığından ayrılarak Güvenlik Konseyi Başkanlığını üstlenmiş (olaylar sonrasında 5 Ocak 2022 tarihinde bu görevden ayrılmış veya alınmıştır), yerine Cumhurbaşkanı Tokayev gelmiş olmasına rağmen ülkedeki etkisi sona ermemiştir.

Nazarbayev bilindiği üzere ülkesinde Kazak/Türk kimliğinin, dil ve kültürünün geliştirilip güçlendirilmesi için önemli adımlar atmış, ayrıca bugünkü adıyla Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) kurulmasında da önemli bir rol oynamış tecrübeli bir liderdir.

Kazakistan Rusya’nın yakın müttefiklerindendir. (Rus tarafının son açıklamasında Kazakistan stratejik ortak, dost ve kardeş ülke olarak tanımlanmaktadır). Rusya Federasyonu’nun Kazakistan’da bazı stratejik tesisleri de vardır (Sarı Sagan Anti Balistik Füze Test Merkezi, Baykonur Kozmodromu). Kazakistan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Müşterek Güvenlik Anlaşması Teşkilatı, Avrasya Ekonomik Birliği gibi çeşitli post-SSCB yapılarının da etkin bir üyesidir.

Öte yandan, başta Nazarbayev ve genelde Kazak yönetimleri Rusya ile ilişkilerde hassas olmuş, belirli dengeleri gözetmiş, aksine durumda bilhassa Kuzey Kazakistan üzerinden Rusya’nın ciddi adımlar atabileceğinin farkında olmuştur.

Kazak Türkçesi “devlet dili”dir. Ancak devlet kurumlarında ve yerel idarelerde Rusça da resmî dildir ve Kazakçayla eşit düzeydedir. (Any. md. 7) Kazakçanın yaygınlaştırılması etkin şekilde teşvik edilmektedir. Bu tür adımlar ise Rusya’daki çeşitli çevreler tarafından “Rusça’nın yasaklandığı” gibi iddialarla istismar edilmektedir.

II.

2022’nin ilk günlerinde, Kazakistan’da arabalarda kullanılan LPG fiyatları iki kat kadar zamlanmıştır. (Yaklaşık 1,5 TL’den 3,5 TL’ye) Bunun üzerine en başta Canaözen (Mangistau) bölgesi olmak üzere bilhassa Batı Kazakistan şehirlerinde protesto gösterileri başlamış ve aşamalı olarak ülkenin diğer bölgelerine ve Almatı’ya da yayılmıştır. Petrol bölgesi olan Canaözen’de 2011 yılında da protesto olayları yaşanmış ve 16 işçi güvenlik güçlerince öldürülmüştü. Bu olaylar sonraki gelişmelerin ilk kıvılcımı olarak görülmelidir. Olayların Almatı’ya genişlemesi kritik olmuştur.

Zam kararının Hükümet tarafından geri çekilmesi de gösterileri durduramamıştır. Halk bunun bir taktik olduğunu, gösterilerin yatışması sonrasında ileride tekrar fiyatların yükseleceğine inanmaktadır

Bazı şehirlerde şiddet olayları yaşanırken bazılarında ise nispeten daha sakin gösteriler olmuştur. Bilhassa Almatı’da polis ve askerlere yönelik saldırılar, araba yakma olayları, yaralanma ve ölümler de görülmüştür.

Göstericilerin bazı kamu binaları (belediyeler vb.) ile havalimanlarına yönelik saldırı ve işgal girişimlerinde bulundukları da görülmüştür. Bunlar zamanla resmî makamlarca geri alınmıştır.

Bazı gösterilerde ise Nazarbayev karşıtı sloganlar da atılmış, heykelleri yıkılmış, hükûmetin de istifası istenmiştir. Sınırlı olmakla birlikte başkent Nur Sultan’da da (Astana) bazı gösteriler yapılmıştır.

Göstericiler ve çeşitli insan hakları örgütleri, Nazarbayev’in damadı, güçlü işadamı ve siyasette etkili oligark Timur Kulibayev’i de hedef almışlardır. (Nazarbayev ailesinin ülke dışında büyük varlıklarının bulunduğu, Kulibayev’in Kazak varlık fonu yatırımlarından on milyonlarca doları gasp ettiği çeşitli çevrelerce ileri sürülmektedir.)

III.

Cumhurbaşkanı Tokayev Almatı ve Mangistau bölgelerinde 5-19 Ocak 2022 arasında geçerli olmak üzere olağanüstü hâl ilan etmiştir.

Tokayev ayrıca zamlar ve gelişen olaylar nedeniyle Hükûmeti, bilhassa Enerji Bakanlığını ve KazakGaz şirketini suçlamış; birçok yerel ve merkezî yöneticiyi görevinden almış, (eski Başbakan ve Güvenlik Komitesi Başkanı Masimov dâhil); eski Cumhurbaşkanı Nazarbayev’i Kazak Güvenlik Konseyi Başkanlığından almış (bu durumun ikisi arasındaki bir mutabakatla olması da muhtemeldir) ve gelişmelerin devletin güvenlik meselesi olduğunu belirtmiştir.

Tokayev göstericilere diyaloğa hazır olma, kamu düzenini bozmama ve yıkıcı grupları dinlememe çağrısında da bulunmuş, izleyen günlerde ise bu söylemlerini şiddetlendirmiştir.

Tokayev 5 Ocak 2022 günü (Nazarbayev’in yerine) Kazakistan Güvenlik Konseyi Başkanlığını da üstlenmiştir.

Başbakan Asker Mamin Hükûmeti 5 Ocak 2022 günü görevinden alınmış ve geçici Başbakan olarak Alihan İsmailov atanmıştır.

IV.

Tokayev 6 Ocak 2022 günü yaptığı açıklamasında, Kazakistan’ın yurtdışında eğitilmiş terör gruplarının işgal saldırılarıyla karşı karşıya bulunduğunu, nitekim Almatı’da kamu ve askerî tesislere hücum ettiklerini, havalimanını ele geçirdiklerini, uçaklara el konulduğunu belirterek bu gelişmeler karşısında MGAT’den terörle mücadele için askerî yardım talebinde bulunduklarını açıklamıştır.

MGAT Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı (Ermenistan Başbakanı) Paşinyan Tokayev’in çağrısı üzerine ve MGA 4. maddesi çerçevesinde “barış koruma” güçlerinin ülkede istikrarı korumak amacıyla ve sınırlı bir süre için Kazakistan’a gönderilmesi kararının alındığını açıklamıştır.[2]

MGAT güçlerinin günlük olaylarda değil genelde stratejik altyapı tesislerinin korunmasında görev alacakları açıklanmıştır. Bu güç 2.500 civarında ve Rus askeri ağırlıklıdır. (Rus birlikleri seçkin ve savaş deneyimli hava indirme birliklerinden müteşekkildir) Kırgız tarafı ise asker göndermeyi epeyce tartışmış, ancak Meclislerindeki ikinci oylamada kabul etmiştir. Diğer üye ülkelerin asker sayıları çok daha düşüktür.

V.

Bununla birlikte MGAT bugüne kadar hiçbir iç olaya (Kırgızistan 2005, 2010, 2020 olayları; Y. Karabağ 2020, Kırgız-Tacik çatışmaları 2021 vb.) müdahale etmemiş, arabuluculuk da yapmamıştır. Tokayev talepte bulununca ise müdahale kabul edilmiştir.

Kazak toplum hafızası Aralık 1987’de (Jeltoksan/Aralık olayları SSCB güçlerinin ülkeye girerek kitlesel olaylara ölümcül müdahalesini canlı tutmaktadır.

VI. Sebepler/Muhtemel Sonuçlar

  • En başta, doğal kaynak zenginliği olmasına rağmen, ülkede toplumsal dengesizlik ve gelir dağılımı sorunları; Tokayev iktidarına rağmen fiiliyatta Kazakistan’da Nazarbayev ailesinin (bilhassa damadı Timur Kulibayev ve kızı Dinara Kulibayeva, diğer Kızı Dariga da bir süre Senato başkanlığı yapmıştır) etkisinin 30 yıldır sürmesi ve siyasi-ekonomik etkileri; Sovyetler Birliği döneminden de kalan çeşitli kesimlerin toplumun varlığını, zenginliklerini istismarı; 30 yıl içinde önemli adımlar atılmış olsa da değişimin mahiyetinin sınırlı ve yetersiz kalması; göstericilerin “Yaşlı adam, artık git” sloganları dikkat çekicidir. (Nazarbayev’e atfen)
  • Olaylar makul talepleri içeren gösterilerle başlamış ancak aşamalı olarak mahiyetinde değişiklikler olmuştur.
  • Önceki haftalarda ülkede görsel bilgi panoları ve levhalarda ikinci resmî dil Rusçanın kullanım zorunluluğu kaldırılmıştı. Bilhassa Kazakistan’ın kuzey bölgesi radikal Rus yayılmacılığının hedef ülkelerinden biridir. Jirinovski, LDP, Rus derin yapısının çeşitli temsilcileri vb. bunun başını çekmektedir. Bu çevreler Rus yayılmacılığının söylemlerini bu son olaylar vesilesiyle de dile getirmişlerdir. (Kiril alfabesine dönüş, Rusçanın ikinci resmî dil olarak konumu, Kırım’ın tanınması vb.) Hatta Kilisenin söylemlerinde dahi bu zihniyetin işaretleri izlenmiştir. (Kazakistan, Tarihi Rus toprakları)
  • Son gelişmeler ve davet üzerine MGAT gücünün ülkeye gelmesi Moskova’nın Astana üzerinde etkisini artıracak, stratejik işbirliğini orantısız şekilde Rusya Federasyonu lehine güçlendirecektir.
  • Öte yandan eski cumhurbaşkanı Nazarbayev’in ülkede Kazak Türkçesinin hâkim olması yönünde zaman zaman yaptığı telkin ve girişimlerin Moskova’nın rahatsızlığını doğurduğunu da ifade edelim. Bu gelişmeler sonrasında Astana’nın bu yöndeki adımlarında, bilhassa Türk/Kazak kimliğinin güçlendirilmesi çabalarında artık daha ürkek olması, yavaşlaması beklenmelidir.
  • MGAT müdahalesine yol açan bu durumun, Moskova’nın, Ukrayna gelişmeleri bağlamında Orta Asya’ya yönelik verdiği siyasi mesajla da bağlantılı görülmesi mümkündür. Bilindiği üzere önümüzdeki hafta içinde ABD/NATO ve Rusya çeşitli görüşmeler yapmak üzere bir araya geleceklerdir.
  • Kazak yönetimi içinde Nazarbayev (ve ailesi) ile Tokayev arasında güç çekişmesi de söz konusu olabilir. Nazarbayev’in etkisine karşı Tokayev süreci kendi lehine kullanmak isteyebilir. Nazarbayev döneminin bazı yöneticilerinin görevden alınmaları bunun bir işareti olabilir. Tokayev’in sistem içindeki konumunu sağlamlaştırması halinde bu süreç hızlanabilecektir.
  • Her hâlükârda eski SSCB halefi ülkelerde bu tür gelişmelerin ön planda görünmeyen ancak diplerde etkili/belirleyici olan farklı yönleri de bulunur. Bunlar ise zamanla daha iyi anlaşılabileceği gibi asla ortaya çıkmayabilir de.

VII. Tepkiler

Türkiye ilk günden itibaren genelde gelişmeleri izlemekle yetinmiştir.

İlk açıklama Dışişleri Bakanlığından gelmiştir. Kazakistan’ın istikrarına, halkın barış ve huzuruna önem, Kazakistan yönetiminin bu krizin üstesinden geleceğine yönelik inanç, Kazakistan halkının sağduyusuna güven duyulduğu ve olayların yatışması arzusu. (5 Ocak 2022)

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da Türk Devletler Teşkilatı üyesi ülkelerin devlet başkanları ile birer telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. (6 Ocak 2022)

Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ve diğer resmî kurumlar, keza uzun bir bekleyişin akabinde nihayet 6 Ocak 2021 günü genel mahiyette çeşitli açıklamalar yapmışlardır.

(Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırımın açıklaması: Kazakistan’da bugünlerde yaşanan olayların ülkenin barış ve istikrarına zarar vermeyecek şekilde sonlanması en önemli beklentimizdir. TDT Aksakalları olarak kardeş Kazakistan ile güçlü dayanışmamızı belirtmek isteriz. Ülkede hayatın normale dönmesi hususunda her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu belirtir, olaylarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileriz)

Batı/ABD ise daha ziyade “Kazakistan’ın anayasal kurumlarına destek, insan haklarına saygı, krize barışçı, insan haklarına saygı temelinde çözüm vb” yönüyle yaklaşmıştır.

Çin, Rusya gibi ülkelerin açıklamalarında “dış güçler” vurgusu bulunmaktadır.

Rusya ve ABD karşılıklı olarak birbirlerini de suçlamışlardır. (Dışişleri Bakanlıklarının açıklamaları)

Sonuçta Kazakistan’daki gelişmelerin en kısa zamanda normale dönmesi, MGAT güçlerinin ivedilikle ülkeden çekilmesi, istismarcılar dışında toplumun farklı kesimlerinden gelen taleplerin Kazak yönetimince değerlendirilmesi, ülkenin asırlar süren Rus/Sovyet işgali sonrasında elde ettiği 30 yıllık bağımsızlığının zarar görmemesi birinci dereceden önemli hususlardır.

Bu değerlendirmeler sadece Kazakistan değil Türkiye bakımından da Kazakistan’a bakışın önemli unsurlarıdır.

Aynı şekilde yeni kurulmuş olmakla birlikte, ileriki aşamalarda ve gerekli altyapının bütün alanlarda tesisi sonrasında Türk Devletleri Teşkilatının askerî/güvenlik boyutunun da eninde sonunda ele alınması, kapsamlı bir durum değerlendirmesi yapılması şarttır. Nitekim TDT bu son kriz süresince bazı ürkek söylemler dışında hiçbir etkili tutum sergileyememiştir.

Kazakistan ve Osmanlı/Türkiye dönemlerinde iki halk birbirlerini etkilemişlerdir. Mustafa Çokay, Mugcan Cumabayev, T. Rıskulov, O. Suleymanov gibi Kazak lider ve aydınlar Türkiye’de de tanınmışlardır. Bu isimlerin çoğu Türk halklarının birlikteliğine de inanmış ve savunmuşlardır.

Dönemin zor siyasi ve bilhassa iletişim şartlarına rağmen 20. asır başlarındaki Anadolu işgaline direnişin Kazakistan’da da bilindiği ve takdir edildiği anlaşılmaktadır.

Aşağıdaki Mugcan Cumabayev şiiri buna bir örnektir.

Türkistan iki dünya eşiğidir;

Türkistan Er Türk’ün beşiğidir.

Görkemli Türkistan’da doğmak

Tanrı’nın Türk’e verdiği nasibidir.

Tarihte Türkistan’a Turan denildi

Turan’da Er Türk’üm doğup büyüdü

Turan’ın kaderi çok dalgalıdır

*****

Anadolu Türklüğünün Mücadelesine

Uzakta ağır azap çeken kardeşim!

Solmuş laleler gibi çöken kardeşim!

Etrafını sarmış düşman ortasında

Göl gibi gözyaşını döken kardeşim!

Önünü ağır kaygılar örtmüş kardeşim!

Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim!

Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman

Diri diri derini soymuş kardeşim!

Kardeşim! Sen o yanda, ben bu yanda,

Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza

Layık mı kul olup durmak, gel gidelim

Altaylara atadan miras altın tahta.


[1] Müşterek Güvenlik Anlaşması Teşkilatı (MGAT) (Rusya Federasyonu, Kazakistan, Kırgızistan, Ermenistan, Belarus ve Tacikistan): SSCB’nin dağılması sonrasında Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi 6 ülke Mayıs 1992’de Müşterek Güvenlik Anlaşmasını imzalamışlardır. (Taşkent Paktı/MGA) (Rusya Federasyonu, Kazakistan, Ermenistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan) Bilahare üç ülke daha (Azerbaycan, Belarus, Gürcistan) Anlaşmaya katılmıştır. Sonraki dönemde ise üç ülke (Azerbaycan, Özbekistan, Gürcistan) Anlaşmadan ayrılmışlardır. Anlaşmada kalan altı devlet ise 2002’de bu kez askerî bir ittifak olarak Müşterek Güvenlik Anlaşması Teşkilatını (MGAT) tesis etmişlerdir. (Sırbistan ise gözlemci statüsündedir)

[2] MGA md. 4: Üye ülkelerden herhangi biri saldırıya maruz kalırsa (güvenlik, istikrar, egemenlik ve toprak bütünlüğüne karşı) Anlaşmaya taraf bütün ülkelerin bütünlük ve egemenliğine saldırı kabul edilecektir. Bu durumda ilgili üye ülkenin talebi üzerine askerî yardım dâhil her türlü acil yardım, Birleşmiş Milletler Şartının 51. maddesi de dikkate alınarak sağlanacaktır.

BM Şartı Madde 51: Hiçbir şey, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliği sağlayacak tüm önlemleri alana dek, askerî saldırıya uğramış Birleşmiş Milletler üyesi ülkenin bireysel ya da kolektif meşru müdafaa hakkına zarar veremez. Savunma hakkını kullanmak üzere üyeler tarafından alınan önlemler anında Güvenlik Konseyine bildirilir ve hiçbir şekilde Güvenlik Konseyinin, mevcut şart çerçevesinde, uluslararası barış ve düzeni sağlama yönünde hareket etme yetkisi ve sorumluluğunu etkileyemez.

Ümit Yardım
+ diğer makaleler

1961 Denizli doğumlu. 1984 yılında Boğaziçi Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu. 1988 yılında Gazi Üniversitesinde yüksek lisansını tamamladı. Azerbaycan Güzel Sanatlar Akademisi tarafından Fahri Doktora unvanı verildi. 1985 yılında intisap ettiği Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Pakistan, SSCB/Rusya Federasyonu, Yunanistan, Azerbaycan ve Portekiz Büyükelçiliklerinde III. Katiplikten Müsteşarlığa kadar görevler yaptı. 2004-2006 Gümülcine, 2008-2010 Stuttgart ve kısa bir süre Musul Başkonsolosu olarak görev yaptı. 2010-2014 Tahran, 2014-2016 Moskova ve 2019 yılında Viyana Büyükelçisi olarak Türkiye Cumhuriyetini temsil etti. 2016-2018 Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaptı. Viyana Büyükelçisi iken 2019 yılında kendi isteği ile emekli oldu.