1. Hem demokrasilerde uygun görülen bazı genel koşulların sağlandığı, hem de üç veya daha fazla alternatif arasında yapılan bireysel tercih sıralamalarını tam olarak bir sosyal tercih sıralamasına dönüştüren bir mekanizmanın olmadığını öngören teorem. 2. Grup kararlarının aynı anda rasyonel ve adil olamayacağı nedeniyle, hiçbir seçim sisteminin mükemmel olmadığını ileri süren önerme. Buna göre rasyonellik ve adilliğin beş koşulu vardır: a) Seçmen bütün alternatifleri uygun bir biçimde sıralayabilmelidir. b) Seçmen uygun alternatiflerden herhangi birini seçmekte tamamen özgür olmalıdır. c) Seçim sonuçları mümkün olan en çok sayıda insanı memnun etmeli ve mümkün olan en az sayıda insanı rahatsız etmelidir. d) Hiçbir seçmen, seçmen grubuna herhangi bir karar dikte edememelidir. e) Seçim sistemi başka alternatifler kümesi sunulduğunda veri alternatifler kümesinin sıralamasını muhafaza etmelidir. Arrow, imkansızlık teoremiyle, -mantıksal tutarsızlıklar nedeniyle- bu koşulların aynı anda birlikte gerçekleşmediğini göstermeye çalışmaktadır. Buna göre bütün seçmenler tutarlı tercihlerde bulunsalar bile, oy kullanma sonucunda yine de tutarsız sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu durum şöyle bir örnek yardımıyla açıklanabilir: Çoğunluk tercihine göre kararların alındığı bir ekonomide, üç seçmenin A, B ve C olmak üzere üç ayrı politikaya yönelik tercihlerini ifade ettiklerini varsayalım. A, çevre kirliliğini öne çıkaran proje; B, işsizliği azaltmayı öngören proje; C de dış politikada itibarlılığı öngören birer proje olsun. Projelere yönelik olarak üç seçmenin tercih sıralaması da şöyle olsun: Ahmet A B C, Hasan B C A, Ayşe C A B. Diyelim ki, A politikası ile B politikası arasında bir seçim için oylamaya gidilsin. Bu durumda Ahmet ile Ayşe B’ye karşı A politikasını destekleyecekleri için A politikası kazanacaktır. Eğer B ve C politikaları oylandığı zaman bu sefer Ahmet ile Hasan B lehine oy kullanacağı için B politikası kazanacaktır. A ile B oylandığı zaman A kazanmaktadır. B ile C oylandığı zaman B kazanmaktadır. İktisadın en temel varsayımlarından olan tutarlılık ve geçişlilik ilkelerine göre A ile C arasında bir oylama yapıldığında A’nın kazanması gerekir. Bakalım burada ne olacaktır? A ile C oylandığı zaman Ahmet A lehine oy kullanırken, ikinci tercihi C olan Hasan ile ilk tercihi C olan Ayşe C politikası lehine oy kullanacak ve C politikası kazanacaktır. Burada açıkça görülmektedir ki, bireylerin kendileri için birinci, ikinci ve üçüncü tercihlerini net olarak tanımlıyor ve bu tercihlere göre tutarlı bir biçimde davranıyor olsalar da, bu tercih sonuçlarından tüm toplum için birinci, ikinci ve üçüncü tercih sıralamasına ulaşmak mümkün olmamaktadır. Örneğin eğer insanlar önce A ile B arasında ardından da C arasında bir seçim yapacak olurlarsa bu seçimde C kazanacaktır. Ama eğer sıralamayı değiştirip önce B ile C, ardından da buradan çıkacak sonuçla A arasında bir tercih yapmak durumunda kalınırsa, bu sefer A politikası kazanacaktır. Son olarak eğer insanlar önce A ile C arasında, ardından da B arasında bir tercih yapacak olurlarsa, bu sefer de B kazanacaktır. Bireysel düzeyde tercihlerde ve karar verirken kullanılan ölçütlerde hiçbir değişiklik olmadığı halde, oylanan politikaların sırası değiştirildiğinde toplumsal sonuçlar tamamen farklılaşmaktadır. Bu da seçim sonucu ortaya çıkan siyasi kararların seçmen tercihleri dışında başka faktörlere de bağlı olduğunu göstermektedir.

İngilizcesi:
Arrow’s impossibility theorem