YÜKSEKÖĞRETİMDE REFORM ÖNERİLERİ: ÜÇ YILDA LİSANS DİPLOMASI, YILDA İKİ MERKEZÎ SINAV VE YERLEŞTİRME, YAŞAM BOYU ÖĞRENME, DÖRT BECERİYİ ÖLÇEN DİL SINAVI

Günümüz dünyasında yükseköğretimin seyri, genişleme ve tabana yayılma yönünde. Az olan bir şey çoğaldıkça kullanım değeri artsa da değişim değeri düşer. Yükseköğretimde de olan kısaca bu. Başka yazılarda bu konuda ezber haline gelmiş sorun tespitleri ve onlara dönük çözüm önerileri ile bir kısım önerilerin hayat geçirilmesinin zorluklarına değinmiştik.1 Dünya robot teknolojileri konuşurken bizim çözüm mimarlarımız sanayideki çırak sorununa çözüm peşinde. Bunların ne mevcut durumu olduğu biçimi ile görmeye ne de birikmiş sorunlara sağlıklı çözüm üretmeye uygun başlangıç zemini oluşturmadığına değinmiştik. Bu yazıdaki önerilerin amacına uygun biçimde anlaşılması için o yazılara da göz atmak yararlı olacaktır.

Bu yazıda, fırsat buldukça ülkemizde yükseköğretimin tasarım mutfağında bulunanlara da sözlü olarak ilettiğim dört ayrı konudaki önerilerimi yazılı biçimde dile getireceğim. Her bir önerinin ayrıntıları için farklı uygulama seçenekleri üzerinde ayrıca düşünülmesi gerekliliği ise gayet açıktır. Ayrıca bu detayların düşünülmesi, önerilerin gerekçelerini anlamayı da hayli kolaylaştıracaktır. Takdir bu konuda inisiyatif almaya aday yetkili merci ve makamlarındır.

Üç Yılda Lisans Diploması

Birinci öneri, lisans programlarının süresine ilişkindir. Ülkemizde birçok yasal düzenlemede “4 yıllık fakülte mezunu” olma çok önemli bir ön şart olarak yerini almıştır. Dört yıllık bölümler, kazandırdığı bilgi, beceri ve yetkinlikten bağımsız olarak özel bir statü kazanmıştır. Bunun sorgulanma zamanının geldiğini düşünüyorum. İlk olarak, toplumun sınırlı bir kesimine bir alanda dört yıllık bir eğitim vermenin yarattığı ayrıcalıklı durum (kıtlık rantı ve sinyal etkisi) yükseköğretimin tabana yayılmasıyla büyük oranda ortadan kalkmıştır. Bunun, popüler kültürde “eğitimin kalitesi düştü, her önüne gelen üniversite bitiriyor” olarak değerlendirilmesinin yanlışlığını daha önce ele almıştık2 Burada o konuya girmeyeceğiz.

İkinci olarak, artık günümüzdeki bilgi yoğunlaşması ve alt uzmanlıkların geldiği nokta düşünüldüğünde, bir lisans programı ile kişileri o programın kapsamındaki alt alanların hepsinde uzman haline getirmek ne mümkündür ne de gereklidir. Bunun iki ana sebebi var: İlki, artık yapılandırılmış meslekler (tıp, mühendislik, veterinerlik, mimarlık, hemşirelik vb) kısmen istisna olmak üzere lisans programlarından mezun olanların çoğu, şu veya bu sebeple doğrudan o alanlarda çalışma zorunluluğu duymamaktadır. Bu sebeple de yükseköğretim diploma sahibi olmak için belirli bir alanda çok ayrıntılı bir eğitim almaya yönelik talep düşmektedir. İkincisi, her bir diploma programının bünyesindeki uzmanlıklar o kadar çoğalmıştır ki, bu uzmanlıkların tümünü kazandıracak bir müfredat şimdikinden çok daha ayrıntılı, içerikli ve çok sayıda dersi gerekli kılmaktadır. Bütün mezunlara bu alt alanların her birinde bırakın uzmanlık kazandırmayı, farkındalık kazandırmak bile yüklü miktarda ders gerektirmektedir. Bu sebeple bir diploma programının mezunlarına, fiilen çalışmaya karar verdiği alt alanların birinde mezuniyet sonrası uzmanlaşma imkânı verecek bir kurgu daha makul görünmektedir. Henüz alanı tam olarak bilmeyen birinin bu alt alanlardan hangisinde uzmanlaşacağına karar vermesini beklemek de gerçekçi değildir. Örneğin bir işletme mezununu, her birinden sadece genel birkaç ders alarak pazarlama, muhasebe, yönetim-organizasyon gibi alanların her birinde uzman kılmak mümkün değildir. Aynı durum, başta alanı sürekli genişleyen iktisat, tarih, sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi, hukuk gibi tüm programlar için de geçerlidir. Uluslararası ilişkileri düşünün: Kaç adet lisans dersi alınarak, bırakın ülke uzmanlıklarını, Uzak Asya, Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika veya Avrupa alanlarının birinde internetten ulaşılabilecek bilgilerin ötesinde “uzman” olunabilir ki!

Kısaca her bir diploma programının alt alanlarının en az birinde iyi bir uzman olmak için gerekli eğitim için lisans programlarının ders çeşitliliğini sürekli artırmak gerekir. Öte yandan diploma sahiplerini bu alt alanların her birinde uzman kılmak hem çok yoğun bir program gerektirdiği hem de mezunlar tarafından kullanılmayacak donanım kazandıracağı için gereksizdir. Gerek iş imkânlarının gerekse her bir iş için gerekli güncel bilginin hızlı değişimi de göz önüne alındığında, herhangi bir alanda “uzmanlaşmayı”, (olabildiği kadar) lisans mezuniyeti sonrasına ötelemek makul görünmektedir.

Diğer yandan, henüz uzmanlık alanlarını tanımayan öğrenciden daha işin başında kendisine kesin bir gelecek planı yapmasını beklemek ve bu konuda bir tercihe zorlamak çağın gereklerine uygun bir yaklaşım değildir. Bu sebeple lisans eğitimini, bir diploma alanının sınırlarını, zorluklarını ve imkânlarını ortaya koyan, uzmanlık alt alanlarının tanıtımıyla sınırlı bir eğitime dönüştürmek daha uygun görünmektedir. İş piyasasının gerekli kıldığı alt alan uzmanlığını, hayat boyu öğrenme kapsamında lisans mezuniyeti sonrasında sunulan yüksek lisans ve sertifika programlarına bırakmak uygun bir çözüm gibi durmaktadır. Böylece hem piyasanın hızla değişen beklentilerine uygun yeni bilgi ile donatılan çalışan ihtiyacını karşılamak mümkün olur hem de bireylere hangi alt alanlarda uzmanlaşmalarının uygun olacağını değerlendirme fırsatı verilmiş olur. Ayrıca daha sınırlı bir gruba daha derin bir uzmanlık bilgi, beceri ve yetkinliği kazandırma imkânı da artar. Bunun sonunda da çalışma çağındaki nüfus ile boş iş pozisyonları arasındaki “yanlış eşleşme” sorunu azalmaya başlar.

Bu sebeple mesleklerin gerekliliklerindeki hızlı değişime ayak uyduracak bir eğitim sistemi için lisans eğitim süresini Avrupa ülkelerinde genelde olduğu gibi üç yıla indirmek uygun olacaktır. Üç yıllık lisans programından mezun olan insanların bir kısmı ilave bir uzmanlaşma ihtiyacı duymadan doğrudan istihdam piyasasına karışacak, bir kısmı da önüne çıkan açık işlerde başvuru için eksikliklerini ya doğrudan açık kaynaklardan yararlanarak ya da bu konudaki sertifika veya tezsiz yüksek lisans programlarına başvurarak tamamlama şansı elde edecektir. Ne işe yarayacağı konusunda ikna olmayan geniş bir kesim de birçok alt alanı olan programlarda uzmanlaşmaya zorlanmayacağı için, yükseköğretim ekosistemi de eğitim alan ve veren taraf açısından daha etkin bir formata kavuşacaktır. Örneğin işletme lisans mezunu olan birisi pazarlama konusunda çalışmak istiyorsa, pazarlama araştırmaları, müşteri memnuniyetinin ölçümü, davranış bilimleri, insan ilişkileri konularında onu derinleştirecek bir sertifika programı ile bu ihtiyacını giderebilecektir. Aldığı lisans eğitiminde bahsedilen bu konuların kapsamı, öğrenme zorluğu ve ön hazırlıkları konusunda da genel bir fikir sahibi olacağı için, kendisini bekleyen öğretim süreci konusunda karar vermekte pek zorlanmayacaktır.

Benzer şekilde büyük bir şirketin muhasebe biriminde çalışmayı düşünen birisi de maliyet muhasebesi, muhasebe standartları, muhasebe yazılım programlarının kullanımı, mali tablolar ve şirketler hukuku konularında uzmanlaşacağı bir sertifika veya yüksek lisans programını tercih edecektir. Eğer uluslararası bir şirketi hedef seçtiyse o zaman uluslararası muhasebe, dış ticaret sistemleri, finansal küreselleşme vb. konuları içeren bir programa yönelecektir. Bu kişi Maliye Bakanlığında çalışmayı düşünürse, devlet muhasebesi, kamu maliyesi, vergi hukuku konularındaki bir sertifika veya yüksek lisans programı ile iş için kendisinden beklenen yetkinlikleri edinmiş olacaktır. Bu sertifika veya yüksek lisans programları da tüm ülkedeki mezunlara hitap edecek, böylece “aynı alanda çok, ama ihtiyaç duyulan alanda yok” durumu ortaya çıkmayacaktır. Sonuçta her bir lisans diploma programı alt uzmanlık alanları ve o alanlarda yetkinlik kazandıracak program modü